BUGÜN PARA ALANLAR, YARIN EMİR ALIRLAR

Kartal Belediyesinin, kendilerini üstün gazeteci olarak gören 2 gazeteye neden! diğer gazetelere oranla daha yüksek ücret ödediğini 20 ay sonra da olsa anladık.

 

BUGÜN PARA ALANLAR, YARIN EMİR ALIRLAR

Kartal Belediyesinin, kendilerini üstün gazeteci olarak gören 2 gazeteye neden! diğer gazetelere oranla daha yüksek ücret ödediğini 20 ay sonra da olsa anladık.

 Önceki yazımızda basın müdürünü ve başkan Öz’ü adil olmaya, gazeteler arasındaki ayrımcılığı düzeltmeye davet ettik. Nefis taşıyoruz, haksızlığa, adam kayırıcılığa, gazetelerimizin küçük görülmesine, biraz sert üslupla cevap verdiğimizi kabul ediyorum. Yazıma Tehdit etmişim manası vermiş bu gazeteci arkadaşlar, canları sağ olsun. Ama beni bilenler bilir ki, tehdit etmek, benim mizacımda asla yoktur, tehdit etmedim, etmem de.

 KENDİLERİNİ BELLİ ETTİLER

Misilleme çabuk geldi, hem de belediyeden değil, basın müdüründen değil. Kanki gazetecilerden geldi. Hakaret ederek, aşağılayarak, alay ederek saldırdılar köşelerinden. Bekliyordum ama bu kadarını da değil. “Bugün para alanlar yarın emir alırlar.” Bu müthiş söz zorlarına gitmiş olmalı ki, Hemen kendilerini deşifre ettiler.  Saflarını belli ettiler. Kamuoyu ve siyasi partiler bunu iyice gözlemliyorlardır şüphesiz.

 

Kartal belediyesi haklıymış bunlara yüksek ilan ücreti vermekle. Biz onları daha eleştirmemişken, böyle köşelerinden bombardımana tuttularsa, Allah bunların şerrinden korusun. Belediyelere, siyasetçilere neler yapmazlar.

 

BASIN MÜDÜRÜ NASIL OLMALI?

Bu nasıl Basın Müdürü köşe yazımda, biz, basın müdürünün bu iki gazetenin haricindekilere şahitler huzurunda yaptığı hakareti ve küçük görmesini eleştirmiştik. Sayın Kabacıoğlu, Bu iki gazetenin haricindeki gazetelere “antetli kağınıza tam sayfa ilan bedeli şu kadar, çeyrek sayfa ilan bedeli bu kadar vs. teklif hazırlayıp verin” dedi. Aslında Kabacıoğlu’nu severdim bu yanlış icraat ve söylemlerine kadar. Bu iki gazetenin haricindekileri resmen kendi belirlediği fiyatlar doğrultusunda teklif verdirdi. Bu etik midir? Kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. Başkan Öz’ün bu entrikadan haberi olmadığına yeni kanaat getirmiş bulunmaktayım. Bunu düzelteceğini de ümit ediyorum. Gelelim kankilere…

 

ETKİLİ GAZETECİYİM KİBRİNE KAPILMAK

Gazete ölçülerindeki kağıtlara duyuru içerikli yazıları basarak dağıtan, etkili olduğunu iddia eden, kendisini gazeteci gibi gören arkadaşın biri kibir’e kapılmış yazık, yazık…

 

Ne demiş “etkili olmak adına yalan haber iftira ve yarınlarda pişman olacağı yanlışlar içine düşmüş” diyor. Neye dayanarak söylüyor. Başkan yardımcılarının görevden alındığı bomba haberini ilk biz patlattık, bunu yalan haber olmakla duyuruyor. Hani iftiraydı, dedikodu haberdi. Neden internet sayfana girdin bu haberi “İşte yeni başkan yardımcıları” diye. Ne yüzle bakacaksın Kartal’lıların yüzüne. Bu mu senin etkili gazeten.

Birde çaktırmadan tehdit sallamış, “Etkili gazetecilik yapacağım diye yel değirmenlerine savaş açmanın gereği yok.”  Diye

3 adet gazetesinin hitap ettiği kentte en iyi olduğunu iddia ediyor. Neye dayanarak kendine bu madalyayı takıyorsun anlayamadım. Bırakta halk karar versin senin malının kalitesine. Bak inanan birisin ve yanlış yoldasın, kibir şeytandandır. Kendine idol seçtiğin kankin ilk fırsatta sana da tekme atar bilesin. Birebir görüşmemizde “İSRAFLI YIKIM haberin güzel olmuş”, böyle peş peşe çak ki ses gelsin dedin. Aklınca bana gaz vermeye çalıştın. Şimdide köşenden birilerinin gazına geldiğimi söylüyorsun. Senin ve kankinin mantığı belli, taktikleriniz belli, bunu zamanla herkes görecek.

Birde “dostlarının yüzüne nasıl bakacaksın” demişsin. Dostlar böyle olursa, düşman nasıl olur çok tartışılacak bir konu. Biz senle hiç dost olmadık ki, dostluk öyle kolay iş değildir. Senin dostun belli. Ne  demişler bana arkadaşını söyle senin nasıl birisi olduğunu söyleyeyim. Kent 34 Vural bey de beni eleştirmiş ama bir dost gibi, adam gibi eleştirmiş, biraz örnek al ondan.

 Sana son sözüm, Asr suresini çok okuman, manasını anlaman olacaktır. Mümkünse, Seninle mahşerde görüşelim.

GELELİM KANKİ KAMİL’E  

Beni seviye düşüklüğü ile kınayan ve kendi seviyesine çeken, gazetecilerin “KAMİL” diye hitap ettiği ULU-sal gazeteciye. Bu arkadaş tam bir kibir abidesidir. Gazetecileri beğenmez, Gazetecileri “Kamil” diye alay ederek çağırdığı için, gazetecilerde ona “Kamil” diye hitap ederler, burada bile kendi seviyesine çekmiştir gazetecileri.

Başkan Öz “Gazeteciler birlik olun gelin, görüşelim” teklifini onun kibir, entrika ve hevası yüzünden bir araya gelemedik. Anadolu Gazeteciler derneği Hakan MANİCİ’nin dernek davetine de yine kibirinden dolayı katılmadı. “O da kimmiş, derneği kurmuş başına geçmiş ve beni çağırıyor” diyerek ayrımcılığa devam etti. Mayasında var birleştirici değil, parçalayıcı ne yapalım.

Kendini Altın olarak, bizi de teneke olarak gördüğünü şu cümlesinde ifade ediyor.E be ‘gazeteci’ kardeş, Teneke ile gümüşün, gümüş ile altının fiyatı bir olur mu?”  Doğru söylemişsin de “yalnız altının kıymetini senin gibiler değil, sarrafı anlar. Adil, adam gibi biri gidip sorarsa, Kartal’daki kuyumculardan bizim ayarımızı öğrenir. Bazı teneke gazetecilerinde kaç milim kalınlığında olduğunu da Hurdacılar başkanlığı yapmış Başkan Öz, daha iyi anlar. Sana kalsa 3-5 gazeteden başka yerel gazete kalmayacak Anadolu yakasında.

BELEDİYE’YE ÇADIR KURDU ADETA

Başkan Öz, daha yeni belediye başkanı olduğunda bu arkadaş belediyeye, Kabacıoğlu’nun  makamına çadır kurdu. O zamanlar anlam verememiştim belediyeden çıkmamasına. Maksat başkaymış bu gün gördük. Kendisine ahlaken hiç çekmeyen, pırlanta gibi bir yakınını soktu belediyeye. Yakışır bu kardeşime, yıllarca çalışsa memnuniyet duyarım, işini de layıkıyla yapıyor. Kamil gazeteciye gelince de, Kartal Belediyesinden en yüksek ilan bedeli alan iş bitirici gazeteci bu arkadaş.

ULU-SAL GAZETECİNİN YERELDE NE İŞİ VAR

Arkadaş mangalda kül bırakmıyorsun. Gazeteciliğinle kendini altın yerine, bizi de teneke yerine koyuyorsun PEKİ PEKİ ANLADIK, SEN NEYMİŞSİN BE ABİİ. Kartal’da ne işin var! bu kadar iyiydin madem? Eskiden 3 ayda bir gazete çıkarıyordun ne oldu da kendini över oldun.  Seçimden önce kimin basın danışmanıydın, o kazansaydı hangi ilçenin basın müdürü olacaktın? hangi ilçe de hangi partiyle anlaşıp gazete satıp belediyeye saldırdığını, Bermuda şeytan üçgeninin hangi ayağı olduğunu, idol’unun kimler olduğunu, nasıl organize çalıştığınızı, haber pasladığınızı, yani pis kokan çoraplarını döktürme bana. Gazeteciler hepsi biliyor seni, bari vatandaşa anlattırma bana. Gazeteci gateciyle uğraşırsa bu mesleğin tabii ki itibarı da olmaz, kıymeti de.

İSPATLAMAZSAN NAMERTSİN?

Hakkımda bir iddia atıyorsun yazın da, aynen noktasına, virgülüne ellemeden veriyorum. “Sonuç olarak, bu’gazetci’ arkadaşla ilgili ortaya bir iddia atıldı. ‘Seçim öncesi bir yerlerle para karşılığı anlaşmış, Belediyeye ve Belediye Başkanına karşı taraflı yayım yapacak’ ilan meselesini de bahane ediyor.. Tabibu iddianın doğruluğu zaman içinde belli olacak.
Bu ‘gazeteci’ arkadaş, 200-250 tl aldığı Belediyelere bu eleştirileri yapabilir mi, haddine mi düşmüştür. Hadi söylesin de görelim.”
Ba ba baa, neler diyor neler. Böyle Diyerek aklınca beni kendine benzetmişsin. Ayıptır. Ayıptır. İspatlamayan namerttir. Böyle bir şey yapsam sekiz köşe olursun. Hayalini kurduğun Belediyede ki makama geçer, başkana yalakalık yaparak, sözde onun savunucu olursun.  Ak partinin son kahvaltısında bir gazeteci meslektaşın senin kimin sözcüsü olduğunu söylediğinde o kadar gazetecinin ve siyasetçinin önünde nasılda madara olmuştun, unuttun mu?

BİZE SPONSOR ARAMA GAYRETİN NİYE?

Neden bir siyasi partiyi arayarak “İlçem gazetesi sizinle paket anlaşma yapmış, bizde iki kanki gazeteci sizinle paket anlaşma yapmak istiyoruz.” Diyerek aklınca bana sponsor bulmaya çalışıyorsun, ne yüzle bakacaksınız o partinin yüzüne bu yazıdan sonra. Saatlerce telefonda bana “bilgi verirmisin, belediyeler hakkında, siyasi partiler hakkında, falanca hakkında, filanca hakkında diye adeta yalvarıyordun.” Senin ahlak anlayışında bu maalesef, kuyu kazmak, ne diyeyim sana. Yazılarınıza gelen yorumları niye açmıyorsunuz halk görsün diye, yemiyor değil mi? Sana yeter bu kadar söz herhalde, zaten kaç gündür midem kaldırmıyor sizlerle muhatap oldum diye, midem bulanıyor.

EMEKÇİ GAZETECİLERDEN VE HALKTAN ÖZÜR DİLİYORUM.

Hak, adalet diyerek yazdığım yazı, böylesine basit, bayağı bir sürtüşmeye döndü. Beni yanlarına çekmeye çalıştılar akıllarınca. Başkan Öz’e saldırtıp, prim yapacaklar ve sponsor buldu diyerek asılsız dedikodularla yıpratma gayretindeler. Benim sponsorum Allah’tır, kullarına ne hacet. Kamuoyunu böyle basit pis işlerle oyaladığım için ve bu gazetecilere uyarak seviyelerine indiğim için herkesten özür dilerim.

Son söz “Altın pisliğe de düşse altındır. Yıkadın mı tertemiz olur.”

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2010, 17:12
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner17