banner36

Aytekin Yaşar 'Hüsnü Süslü FARKINI gösteriyor!'

Gazetemiz sahibi Aytekin Yaşar son yazısında Hüsnü Süslü'yü ve betonlaşan İstanbul'a kaleme aldı.

Aytekin Yaşar 'Hüsnü Süslü FARKINI gösteriyor!'
banner10

Seçimlere sayılı aylar kala diğer partilerde olduğu gibi Kartal CHP'den de 9 aday adayı çıktı. İçlerinde kaliteli, belediye başkanlığına yakışacak aday adayları var. Bizler gazeteci olarak, onların programlarına katılıp konuşmalarını, duygularını ve vaatlerini dinliyoruz.


Her biri ayrı ayrı projelerini sevenlerine anlatıp "İŞTE BU ADAY BELEDİYE BAŞKANLIĞINI YAPABİLİR" güvenini parti tabanına vermek istiyorlar. Doğru olanda budur zaten. Demokratik bir şekilde, birbirini kırmadan, gücendirmeden bu işi yapmak gereklidir. Çünkü, seçimler 3-4 ay sonra bitecek ve herkes birbirinin yüzüne bakacak.  


Hüsnü Süslü'de o duyguyu gördüm!


Evet, aday adayları projelerini ve Kartal için olan kaygılarını da anlattılar.  Ben CHP aday adayları içinde benimle aynı kaygıyı yaşayan birisi olarak Hüsnü Süslü'yü gördüm. Neden mi? Aşağıda Hüsnü Süslü'nün konuşmasından bir bölümü sizlerden okumanızı rica edeceğim.


Hüsnü Süslü dedi ki; "
Neden Kartal?


Büyüdüğümüz, yetiştiğimiz, bütün ailemizin yaşadığı, havasını soluduğumuz yer Kartal. Buraya borçluyuz.


Kartalda tükenmişliğin hızla ilerlediğini söylemek gerekir. Bunlar durmadan yükselen binalar, beton yığınları, yok edilen yeşil alanlardır. Pendik’ten Kartal’a girdiğinizde minibüs yolunun sağ yanına bir bakın. Dev gibi panolar, Eczacıbaşı’nın o güzel zeytinlik arazisi, Yunus Çimento fabrikasının tarihi nitelikli bacası artık yok.

 

Şimdiden insan boğulduğunu hissediyor. Bizi biz yapan değerlerimiz yitiriliyor. Zemini en sağlam olan alanlar dahi, rant uğruna doğal afet alanları ilan ediliyor. İnsanlarımızın geleceği belirsizliğe bırakılıyor." dedi.


Kartal ilerde 1 milyon 100 bin nüfus olacakmış!


Hüsnü Süslü kaygılarını anlatırken, inanın zannettim ki benim beynimi okuyor. Çok sevindim, benim gibi Kartal için aynı kaygıları olan birini görmek beni ziyadesi ile mutlu etti. Süslü bunları düşünürken, aday adayının bir tanesi de geçtiğimiz günlerde RANTİYECİ, ŞANTİYECİ, İÇİNDE KARTAL'IN YOLLARINI ÇÖKERTENLERİN OLDUĞU KİŞİLERİ sağına soluna aldı ve konuştu. "Kartal ilerde 1 milyon 100 bin nüfus olacak!" dedi. Gülelim mi? Ağlıyalım mı? kararsız kaldım.


1 milyon 100 bin insan nereye sığacak?


Yahu arkadaşlar birileri çıldırdı mı? Ne oluyor? Nereye gidiyoruz? Allah aşkına söylermisiniz  1 milyon 100 bin insan nereye sığacak? Kartal'ın merkezine bir bakın arabalar yürüyemiyor artık. Park edecek yer yok. Çırçıra bir park yeri yapılıyordu o da oldu hizmet binası. Şunu anladım ve görüyorum. Yapacaklar bulutlarla yarışan yükseklikteki binaları, alt alta, üst üste istif edecekler insanları. Yüzleri gülmeyen, duyguları körelen, birbirine selam bile vermeyen buz gibi, beton gibi insanlar oluşturacaklar. Yani daha önce bir yazımda belirttiğim APARTMAN MAHKUMLARI'nı üretecekler. Bakın buradan söylüyorum bu gidişat iyi bir gidişat değil. Uzmanlar uyarıyor yüksek binalar hava koridorunu önlediği için iklimsel bozulmalar oluyor. Birilerinin gözünü dolar, kalplerini ise para sevgisi bürümüş. Yazık çok yazık.

 

Hadi gelin köyümüze geri dönelim!


Avrupa hayranlığı, bazı insanları zombileştirdi! Farkında değiller. Herkesin şu cümleyi her gün tekrarlaması lazım. "Biz Türk milletiyiz. Biz Avrupalılara, Haçlılara benzemeyiz. Onlar ülkeleri işgal eder, sömürürler. Kan, gözyaşı ve zulümle beslenirler. Bizler misafirperver, sevgi, saygı, hoşgörüyü barındıran bir toplumuz." yöneticilere ve aday adaylarına buradan sesleniyorum; İnsanları Avrupalılar gibi apartman mahkumluğuna teşvik etmeyiniz.Yeşilin, doğallığın ön planda olduğu projeler üretin. İstanbul artık insanlara yetmiyor, yeter artık!  Bakın örnek vermek gerekirse, Sultanbeyli belediyesi evini köyüne geri götürmek isteyenlere yardım ediyor. Böyle projeler üreteceğinize nüfusu İstanbul'a taşıyacak projelere imza atıyorsunuz. Yanlış yoldasınız. Böyle giderse 3 köprü değil 6 köprü yapsanız yetmez İstanbul'a.


Sözlerimi Hüsnü Süslü'nün okuduğu Yunus Emre'nin dörtlüğüyle sonlandırmak istiyorum;


Olsun be aldırma Yaradan yardır

Sanma ki zalimin ettiği kardır

Mazlumun ahı indirir Şahı..

Her şeyin bir vakti vardır.

 

 

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 13 Kasım 2013, 13:37

Aytekin Yaşar

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner17