Bir Harbin Anotomisi İBRAHİM NACİ

Çanakkale harbini andığımız şu günlerde harbin içinden gerçekten savaşın anatomisini çıkarabileceğimiz yüzeysel olmayan, bir günlük çıkıyor karşımıza. 21 yaşındaki teğmen İbrahim Naci’nin günlüğünden bahsetmek istiyorum size, çünkü bugüne kadar bize Çanakkale harbi hep yüzeysel anlatıldı tabiiyi ki bu savaşla ilgili birçok araştırmalar yapıldı makaleler, kitaplar yazıldı ama bunlar hep yüzeysel ve birbirine benzeyen çalışmalardı bence.

Teğmen İbrahim Naci’nin günlüğünde ise harbin o gerçek ve soğuk yüzünü hissetmek mümkün, koleksiyon er Seyit Ahmet SILAY ve 18 Mart üniversitesi öğretim üyesi Yard. Doç.Dr Lokman ERDEMİRİN çalışmaları sonucunda ortaya çıkardıkları bu günlük Orman ve Su işleri Bakanlığının katkılarıyla basılarak tam 100.000 adet bedava dağıtıldı. Evet, 98 yıl önce bir kahramanın şehit olmadan önce kaleme aldığı birliğinden cepheye intikal edene ve şehit olduğu güne kadarki yaşadıklarını anlattığı günlükte, hem İbrahim Naci’nin hem de oradaki diğer askerlerin psikolojilerini anlamak daha ’da kolaylaşıyor, çünkü İbrahim NACİ günlükte muharebeler sırasındaki sosyal hayattan, savaşın insan üzerindeki etkisine ve savaşın bölgede yaptığı tahribata kadar birçok konuya değiniyor. Genç subay korkularını da ifade ediyor zaman zaman günlükte.

Vadiye paralel giden yamaca çıktı
ğımız zaman solda yeni birkaç mezar nazarı dikkatimizi çekti. İki üç tanesinde kırık tahtalar vardı. Bunlarda muharebede şehit düşen fedakâr subayların isimleri yazılıydı. Kalben pek sarsılmış bir haldeyim. Kendisi kim bilir nasıl bir naz u niyaz içinde büyümüş, ne azim bir anne-babanın şefkat ve merhameti ile beslenmiş bu vücutlar şimdi nerede yatıyorlar. Şehit olursam ben de mi böyle solgun yapraklı birkaç kel ağacın dibine gömülüp terk edileceğim. Fakat bu ne kadar merhametsiz ve ne kadar feciydi. Bu bakalım bana da aynı akıbeti mi göstereceksin? Yoksa sevdiklerime kavuşmaya müsaade edecek misin? Bu yakın olacak mı ya Rabbi?

Evet, genç asker ölmekten tabiyi ki her insan gibi korkuyordu fakat onun ölmekten ziyade daha büyük korkusu unutulmaktı, çünkü kendisine İstanbul’daki birliğinde kalarak acemi askerleri eğitebileceği teklif edilmişti. ‘’Gelen tabur emrinde, acemilerin talim ve terbiyesine ba
şlanması lazım geldiği bildiriliyordu. Şimdi senelerden beri memleket aşkı besleyen kalbimin arzusunu uygulama fırsatını ele geçirmişken kıymetsiz, ehemmiyetsiz bir şeyle uğraşarak ümitsizliğe sokmak, bu layık mı idi. Hemen yerimden fırladım. Ben istemiyorum, sipere gideceğim, dedim. ‘’ sözleri bize ispatlıyor genç subayın ölümden korkmadığını.

Evet, İbrahim NACİ ölmekten değil bir hiç uğruna ölmekten düşmana bir kurşun sıkmadan ölmekten korkuyordu, her ikisi’de olmadı hem düşmanla cephede çarpışarak öldü hem de yazdığı günlük sayesinde 98 yıl sonrada olsa unutulmadı ruhunuz şad olsun İbrahim NACİ ve bu vatan uğruna canını feda edenler.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner17