İlçem Gazetesi

Vahim Bozukluklar ve Sapıklıklar!

Maneviyat

Ünlü...

Ünlü araştırmacı yazar Mehmet Şevket EYGİ "Vahim Bozukluklar ve

Sapıklıklar!" köşe yazısında ilginç tespitlerde bulundu.

Eygi yazısında "Birinci büyük sapıklık: İslam'a, Kur'ana, Sünnete, icmâ-i ümmete, Şeriata göre bozuk olan bir sistem ve düzene iyi demek.

İkincisi: Bu devirde İslam'dan başka da hak, makbul ve geçerli dinler vardır demek.

Üçüncüsü: Fâsık, fâcir, azgın, günahkâr, âsi bir topluma iyi demek.

Dördüncüsü: Allahü Teâlâya noksan sıfatlar yakıştırmak.

Beşincisi: Müslümanların yüzde 90'ınını beş vakit namazı terk etmiş olmasını hafife almak, buna önem vermemek.

Altıncısı: Ümmet şuuruna (bilincine) sahip olmamak.

Yedincisi: Hizip, fırka, tarikat, cemaat, grup, klik asabiyetine, fanatizmine, militanlığına sahip olmak.

Yedincisi: Yeterli ilmi, irfanı olmaksızın icazetsiz olarak Kur'an-ı Azimüşşandan re'y ve hevâsı ile hüküm çıkartmak, müctehidlik taslamak.

Sekizincisi: Dünyayı çok sevmek ve âhireti unutup sırf dünya için çılgın gibi çalışmak.

Dokuzuncusu: Çocuklarını ehl-i dünya olarak yetiştirmek.

Onuncusu: Parayı taparcasına sevmek.

On birincisi: Parayı iddihar etmek, kenz yapmak.

On ikincisi: Lüks bir hayat sürmek.

On üçüncüsü: İhtiyacından fazla harcamak, aşırı tüketim yapmak.

On dördüncüsü: Parçayı bütünle özdeşleştirmek. Cemaatini, tarikatini, mezhebini, meşrebini din haline getirmek.

On beşincisi: Cuma ezanı okununca dükkanını, bürosunu, işyerini namaz bitinceye kadar kapatmamak, ticarete ve işe devam etmek.

On altıncısı: Körü körüne particilik yapmak.

On yedincisi: Futbol holiganı gibi particilik yapmak.

On sekizincisi: Nafile ibadetlerle övünüp, gösteriş yapmak, gurur ve kibre kapılmak.

On sekizincisi: Başkalarının ayıplarını, günahlarını, kusur ve hatâlarını araştırmaktan ve onları çekiştirmekten; kendi ayıp ve günahlarına bakacak zamanı kalmamak.

On dokuzuncusu: Zekâtını öncelikle Müslüman fakirlere, Müslüman miskinlere, perişan mültecilere ve diğer hakkedenlere vermemek; zekât uğrularına kaptırmak.

Yirmincisi: Dinde reform, dinde yenilik, dinde değişim taraftarı olmak.

Yirmi birincisi: Türkiye'deki düzen bozuktur, binaenaleyh bu bozuk düzende bozuk işler yapılabilir, her halt yenilir demek.

Yirmi ikincisi: Bizim hocamız, hoca efendimiz, şeyhimiz, büyüğümüz, baronumuz hiç hatâ yapmaz, o lâ yuhtidir, mâsumdur, ne derse doğrudur, ne yaparsa isabetlidir sapık inancına sahip olmak.

Yirmi üçüncüsü: Her şeyin en iyisi Müslümanlara layıktır diyerek israf etmek, lükse kaçmak, aşırı tüketim yapmak, gurur ve kibir sergilemek.

Yirmi dördüncüsü: Cemaat ve hizip asabiyeti yüzünden sâlih Müslüman kardeşine darılmak, onunla ilişkisini kesmek.

Yirmi beşincisi: İslam düşmanı kâfirleri dost ve veli edinmek.

Yirmi altıncısı: Nefsini temize çıkartmak, aklamak.

Yirmi yedincisi: Dini ve mukaddesatı kendi şahsî ve siyasî nüfuz ve menfaatine âlet etmek.

Yirmi sekizincisi: Rüşvet almak, haram kazanç elde etmek, komisyon almak, çalıp çırpmak, ihalelere fesat karıştırmak ve bunları Müslümanlar güçlensin diye yapıyorum demek.

Yirmi dokuzuncusu: Doyduktan sonra yemek.

Otuzuncusu: Zaruret (veya çok büyük faide) olmaksızın devlet ve hükümet büyükleriyle, büyük bürokratlarla görüşmek, onları övmek. (Onların hayırları, ıslahları için dua edilmelidir.)

Otuz birincisi: Müslüman halktan hayır hasenat, fakirlere yardım, hizmet için toplanan paraların bir kısmını doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zimmetine geçirmek.

Otuz ikincisi: Tarikatçilik, hizipçilik, fırkacılık, cemaatçilik yapmak.

Otuz üçüncüsü: Peygamberimize (Salat ve selam olsun Ona) saldırılıp hakaret edilince tepki göstermeyip, kendi din baronuna saldırılınca büyük tepki gösterip yeri göğü birbirine katmak. (Çok büyük sapıklıktır.)

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.