Rum papazı Bartho “Atatürk'ün aldığı 3 kilisemizi iade edin!..”

Rum papazı Bartho “Atatürk'ün aldığı 3 kilisemizi iade edin!..”

Yetimhane tapusunu kaptı, mallarına ulaştı ve gözünü kiliselere dikti!

Yeniçağ'ın haberine göre, Rum papazı Bartho “Atatürk'ün aldığı 3 kilisemizi iade edin!..” diyerek yargıya gidiyor. Fatih'in aldığı ‘Konstantinopol' için de dava açması sürpriz olmayacak!

87 yıllık hesap!..

Fener Rum papazı Bartholomeos, tapusunu kaptığı Rum Yetimhanesi'nin ardından şimdi de 3 kiliseye göz dikti. 1924'te Atatürk'ün Papa Eftim ailesine bıraktığı 3 kilisenin kendilerine ait olduğunu iddia eden Bartho, iade için dava açıyor.

Eftim'e aforoz...

Bartho'nun sözcüsü Peder Dositheos, “Bu kiliselerin bizim için manevi anlamı büyük. Papa Eftim aforoz edilmişti. Rum cemaatine ait mülk üzerinde söz hakkı olamaz. Kiliselerin bize iadesi gerekir. Bunun için iç hukuk yollarını sonuna kadar zorlayacağız” diye konuştu.

Papaz Bartho'nun iştahı iyice kabardı

Yeniçağ'ın haberi şöyle: "Yetimhaneyi AKP sayesinde üzerine geçiren Fener kilisesi bu kez de “Eskiden bizimdi” diyerek Atatürk tarafından Türk Ortodokslara tahsis edilen Meryem Ana Kilisesi'ni istiyor.

AKP iktidarının kilise açılımıyla şımarttığı Rumlar sınır tanımıyor. Büyükada'daki Rum yetimhanesini, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün haktan feragat etmesi sonucu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararıyla ele geçiren Fener kilisesi, bu kez de Atatürk'ün emriyle 1924'te Türk Ortodokslarına tahsis edilen Galata'daki Meryem Ana Kilisesi'nin iadesi için dava açmaya hazırlanıyor. Sabah gazetesinin haberine göre Fener Rum Patrikhanesi Sözcüsü Peder Dositheos, kurumlarının Meryem Ana Kilisesi ile birlikte Galata'daki üç kilisenin kendilerine iade edilmesini istediklerini dile getirerek dava açacakların söyledi. Dositheos, “Tarihçelerini, kiliselerin önce kimin elinde bulunduğunu, şu anda nerede olduklarını detaylarıyla hazırlayacağız. Bunu hukuk müşavirliğimiz yapacak. Dosya hazırlanır hazırlanmaz da ilgili mercilere ileteceğiz” dedi. 18'inci yüzyıldan beri kendilerine ait olduğunu idda ettiği kiliselerin iadesinin Patrikhane için manevi anlamları olduğunu söyleyen Dositheos “Kilisenin manevi değeri cemaatimiz için çok büyüktür. Günümüzde kullanılmadıklarını öğrendik” dedi. İadesi istenen kiliselerin, İstanbul'un Karaköy semtinde bulunan ve Atatürk'ün emriyle 1924'te Patrikhane'den alıp Papa Eftim ailesine bırakılan Türk Ortodoks Meryem Ana Kilisesi, Türk Ortodoks Aya Nikola Kilisesi ile Türk Ortodoks Aya Yani Kilisesi oldukları öğrenildi.

“Aforoz etmiştik”

Kiliselerin iadesi için dava açılacağı Fener papazı Bartho tarafından da doğrulandı. Bartho, “20 yıl boyunca hükümetimize iade talebini hep dile getirdim. Ancak herhangi bir yanıt alamadım” demişti. Üç kilisenin de Patrikhane'den alınıp akarlarıyla birlikte Papa Eftim ailesine verildiğini kaydeden Bartho, “Papa Eftim aforoz edildi. Rum toplumuna ait herhangi bir mülk üzerinde hak iddiası söz konusu değil. Burada Ergenekon toplantılarının yapıldığı biliniyor” ifadelerini kullandı.

Sevgi Erenerol tutuklu

Galata'daki kiliselerin bağlı olduğu Türk Ortodoks Patrikhanesi'ni 1922'de istiklal mücadelesini destekleyen Pavlos Karahisarithis tarafından Kayseri'de kuruldu. Önce ismini Papa Eftim yapan Karahisarithis, daha sonra Zeki Erenerol olarak değiştirdi. Kendi Sinod'unu (meclis) kuran Erenerol, Ortodoks cemaatinin temsilcisi oldu. Eftim'in kızı Sevgi Erenerol ise Ümraniye soruşturması kapsamında tutuklu bulunuyor.

Atatürk “Patrikhane fesat yuvası” demişti

Mustafa Kemal Atatürk, 20 Ocak 1923'te Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'ne Rum Patrikhanesi ile ilgili 'Fesat yuvası ifadesini kullanmıştı. Atatürk, “Bir fesat ve hiyanet ocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlıklar yaratan, Hıristiyan hemşehrilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluğa ve felakete sebep olan Rum Patrikhanesi'ni artık topraklarımız üzerinde bırakamayız” demişti. Atatürk sözlerini şöyle sürdürmüştü: “Bu tehlikeli teşkilatı memleketimizde muhafazaya bizi mecbur etmek için ne gibi vesile ve sebepler gösterilebilir? Türkiye'nin Rum Patrikhanesi için arazisi üzerinde bir sığınılacak yer göstermeye ne mecburiyeti var? Bu fesat ocağının hakiki yeri, Yunanistan değil midir? Büyük Millet Meclisi tarafından idare edilmekte olan yeni Türkiye, Babıali'nin taht-ı idaresindeki eski Osmanlı İmparatorluğu değildir. Yeni Türkiye şeref ve haysiyet, kudret ve kuvvetini müdrik ve hukukunu muhafaza için mevcudiyetini tehlikeye atmaya hazır ve amadedir.”

Altındal “Truva Atı” uyarısı yapmıştı

Büyükada'daki ahşap yetimhanenin, AİHM'nin kararının ardından Fener kilisesine verilmesinden hemen sonra Yeniçağ'ın sorularını yanıtlayan Araştırmacı-Yazar, Aytunç Altındal, yetimhaneyi 'Truva Atı'na benzeterek, bazı önemli taşınmazların, kötü niyetli çevrelerin eline geçebileceğini ifade etmişti. 27 Kasım 2010'da gazetemizde yayımlanan haberde Altındal, “Bu devir, Tarlabaşı, Kurtuluş, Feriköy ve Boğaz'da birçok taşınmazın talep edilmesine yol açacak. Tıpkı Truva Atı gibi azınlık maskesi altında çok önemli gayrimenkuller kötü niyetli çıkar çevrelerinin eline geçebilecek” demişti.

Tüzel kişiliği yok

Aynı haberde görüşlerine yer verilen İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Özbek de, tüzel kişiliği bulunmayan Fener Rum Kilisesi'ne tapu alamayacağını, adına tapu tescil edilemeyeceğini açıklamıştı. Özbek ayrıca tapunun gerçek kişi adına da kaydedilemeyeceğini belirterek, “Gerçek kişi adına niçin tescil edildiğinin bir hukuksal nedini olması gerekir. Bu da yok. Patrikhaneye tüzel kişilik verilecekse de bu ancak Türk hukukuna göre verilebilir. AİHM'in böyle bir yetkisi yoktur” ifadesini kullanmıştı.

Büyükada'daki yetimhane kiliseye hediye edildi!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Fener kilisesinin iç hukuk yollarını tüketmeden 2005'te yaptığı başvuruyla açtığı davayı 15 Haziran 2010'da sonlandırmıştı. AİHM, Büyükada'daki yetimhanenin kiliseye verilmesini kararlaştırmıştı. AİHM yetimhanenin üç ay içinde Fener kilisesine teslim edilmesine karar vermişti. Vakıflar Genel Müdürlüğü 3 aylık itiraz süresi içinde itiraz hakkını kullanmadığı gibi Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 3 Kasım'da görüşülen davada yetimhanenin kiliseye devrini kabul etti. Mahkeme de Büyükada'daki yetimhanenin Fener kilisesine verilmesini karalaştırdı.

Vakıflar'dan mektup

AİHM'nin gerekçeli kararı nisan 2011'de açıklandığında ise büyük bir skandal ortaya çıkmıştı. Gerekçeli kararda Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kiliseye yazdığı mektupta yetimhanenin mülkiyetini istemediği ve Fener kilisesinin de 'mülkiyetten vazgeçilen'bu mektubu AİHM'e ilettiği bilgisi yer almıştı. Mektubu hukuki dayanağa dönüştüren AİHM de yetimhaneyi Rumlara vermişti." (Habervaktim)

Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2011, 07:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner27

banner17