Hepimiz bir yoldan gidiyoruz.. Belki iyi, belki kötü.. Ama bir yolumuz var.. Rotamızın iyi olması kadar bir diğer önemli nokta da bu rotayı kendi irademiz ile belirleyebilmemizdir.. 

Bu rehberlik değil!
Ülkemizde 13  milyondan fazla genç var.. Toy, tecrübesizler çoğu.. Ama bu değil ki sen kalkıp onu dinlemeyeceksin.. Bu değil ki ona mahkum hayatı yaşatacaksın.. Yaşı kemale ermiş dediğimiz birçok insan kalkıp iyilik yapıyorum deyip de kendi doğrusunu gençlere dayatırsa sizce tepkileri nasıl olur? O zaman bu rehberlik(!) mi olur, yoksa kabadayılık mı..?
Yaş geçince yaşanılanlar nereye gidiyor?
Birçok yetişkin hatta lise sonlardaki öğrenciler bile kendinden toyların hatalarına sinirleniyorlar, doğru olmayan hareketlerle karşılık veriyorlar.. Kendileri de aynı hataları yapmışken üstelik.. Kalkıyor bir hacı baba ‘gençler kafelere gitmeyin günah!’ -oysa 15-20 sene önce nerelerdeydi- Kalkıyor bir öğretmen yanlış yapmış öğrencisi, tokat atıyor aşağılıyor –oysa ilkokulda nasıl da üzülmüştü yediği sopadan sonra- 
Aklıma şu iki soru geliyor: Ya yaş geçince yanlışlar unutuluyor ya da hiç işlerine gelmiyor..

Otur, dinle ve fırsat ver..
Bu nasıl bilmişlik öyle.. Biz gördük, biz geçirdik ve böyle olmalı.. Ne kadar gençliğe zarar verir olduk.. Evet belki doğrusun, evet belki haklısın.. Ama bir dursana, bir dinlesene.. Nabzı yoklasana, ona göre sunsana o güzel öğütlerini.. Hee! İş deri koltuklu amcalar olunca nasıl o yanlışlar doğru oluyor onu da biliyoruz tabi ki (üstüne alınması gerekenlere ithafen) .. Senden sadece şunu istiyorum sevgili büyüğüm.. Gencini al yanına; otur, onu bir güzel dinle, anlamaya çalış, sonra ona kendi rotası için bir fırsat ver..
Başkasının rotasından gitme!
Güzel insan.. Bir yolun olmalı.. Kendine öyle bir yol seçmelisin ki çekeceğin cefaya değsin.. Öyle bir yol seçmelisin ki amacın her daim senin yardımcın olsun.. Başkasının çizdiği rotada sen olamazsın.. O olursun, şu olursun.. Ama sen olamazsın.. Amacını bilemezsin, kendini bile tanıyamazken başkasının yolunda kaybolup gidersin.. Ya da belki o amaca ulaşırsın.. Ama şöyle düşün ulaştığın hedefin bir bor, bir uranyum.. Ve sende ise malesef onu işleyecek bir teknoloji yok!

Kendini tanı..
Kim bilir kaç yaşındasın.. Ne kadar ömür geçirdin.. Peki hiç sordun mu ben kimim diye? Kendini tanımlayabildin mi..? Hayattaki amacını bul ya da kendine bir hedef belirle.. Deme bir ev, bir araba, bir de dolgun maaşlı bir iş.. Bu kadar basit olamazsın.. İnsanlara kulağını kapat demiyorum. Sadece kafanda bir süzgecin olsun. İnsanlar ne zaman sana öğüt vermeye başlarlarsa geçir süzgecinden.. Üste kalanları bırak, o süzdüklerine sarıl.. Hani kafandaki o iş var ya.. Hani sevdiğin.. Başla işte ondan.. Araştır, hedefinin peşinden git.. Kendini tanı ama nolursun pes etme..


Çiz rotanı
Ne o durakta mı kaldın? Yoksa rotan mı yok? Hani sana okulda gösterilenler var ya.. Hani eşit, sayısal falan.. Doğrusu bak burada kimse yok sana söyleyeyim.. Onlar bomboş şeyler..  Öğrencileri üçe ayıralım daha kolay olur hesabı.. Sen şimdi onu boşver o inşallah düzelecek de sen kendi rotanı çiz.. Ayrıl şu kast sisteminden.. Hedefini belirle, çiz rotanı ve çık yola..


Biz neden bazı insanlardan gerideyiz biliyor musun?
Onlar yol kat ediyorlar..
Bizler de yolumuzu ayırt edemiyoruz..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner17