İnsanlar Dünya’ya geldiği andan itibaren muamele kelimesi ile tanışırlar bir bebek bunu normal olarak anlayamasa da doğduğu aile itibari ile tanışır. Mesela ilk olarak zengin ya da fakirlik muamelesi ile karşılaşır, tabi bunun bir de orta direği var ama Dünya hayatında iki ayrı kutup olduğu için biz zengin veya fakir olarak adlandıralım bunu.

Zengin bir aile bebeği olarak Dünya’ya geldi ise güzel bir özel hastanede açabilir Dünya’ ya gözlerini ya da Amerika’da da doğabilir anne babasının yaşadığı ülke ile ilgili gelecek kaygısı var ise.

Fakir bir aile bebeği olarak Dünya’ya geldi ise en yakın bir devlet hastanesinde açabilir gözlerini.Metropolden uzak bir yerde yaşıyor ise ailesi mesela evde de doğabilir. Köyün yaşlı ve tecrübeli kadınları vasıtası ile. Bu evde doğum hadisesi devletin imkanlarını bağlı olmaz her zaman. Tabiat anada izin vermeyebilir. Kar kapıyı kesti ise, sel yolları alıp götürdü ise aniden gelişen bir doğumda devletin kabahati olamaz.

Muamele olgusu bireyin hayatının her saniyesinde onu yalnız bırakmaz mesela yakışıklı bir adam değilse veya güzel bir kadın değilse adam hayal ettiği hatta aşık olduğu güzel bir kadın ile ilişki kuramaz, aynı şekilde kadın da hayal ettiği yakışıklı karizma hatta buna zenginlik olgusunu da katalım hayalinde canlandırdığı veya gerçekte aşık olduğu beyaz atlı prensine kavuşamaz bu hayatın acımasız olan güzelsen muamelen bu yakışıklı isen muamelen bu gerçekliğidir bazıları diyebilir ne yani çok güzel kadınların yanında çirkin erkekler var tam tersi yakışıklı beylerin yanında da çirkin kadınlar var. bu söylemlerde doğru tabii ki var ama genel muamele olgusunu bu demeler değiştirmez.
İnsanlar yaşadığı coğrafya itibari ile de iyi veya kötü muamele ile karşı karşıya kalırlar mesela zengin çağdaş bir ülke vatandaşı ile fakir az gelişmiş bir ülke vatandaşına yapılan muamele tam tersi seyreder.

Yanlışlıkla girdiğiniz bir lüks Restoran da bile kapıdan girdiğiniz anda size yapılan “bu tipin burada ne işi var “ göz muamelesi ile her zaman aynı Restoran yemek yiyen zengin kişiye yapılan ağız dolusu gülüş ile hoş geldiniz muamelesi tabii ki bir değildir.
Bazı insanlar uydurmayı severler her zaman gittiği kahvehanede bu uydurmacı kişiyi gören oraya sürekli takılan insanlar hatta arkadaşları bile bir an önce onun oturduğu masadan kalkmak isterler bu ona yapılan bir muameledir, oda onu bilir yine de devam eder, çünkü uydurmak bir hastalıktır.

Tam tersi bir durumda hoş sohbet biri geldiği zaman aynı insanlar çay içip masadan kalkarken ne güzel sohbet ettik iyi ki geldi derler hoş sohbeti olan şahıs için. Bu da onun uydurması olmayan kendi hayatından gerçekliği olan, sade güzel sohbetinden kaynaklı yapılmış bir muameledir, oda bilir sohbetinin dinlendiğini o yüzden ayarını hiç bozmaz.
Devletlerde insan gibidir muamele olgusu devletler içinde Var oldukları müddetçe vardır, ama bu muamele olgusunun devletlere sirayet etmesi devleti yöneten
yöneticiler tarafından sağlanır yani kimse tutup da sen ne kötü bir devletsin veya sen ne güzel bir devletsin demez halkın devlete iyi veya kötü bakış muamelesini devleti yönetenler belirler.

Devletleri çok eski zamanlarda krallar padişahlar yönetirdi şimdi ise seçilen siyasetçiler yönetiyor bunlardan diktatörlükle yönetilen ülkeleri ayrı tutalım genel ekseriyet de seçilen siyasetçiler yönetir şimdi kendini yönetmesi için seçtiği siyasetçiyi seçen taraf olan halk seçtiği yöneticisine nasıl bir muamele ile yaklaşır.
Demokrasi ile seçim yapılan ülkelerde birden fazla ve değişik türden siyasi düşüncelerin hakim olduğu partiler vasıtası ile seçilen yöneticilerin karışılacakları çok yönlü muameleler vardır kendisine oy veren ve vermeyen seçmen muamelesi bunun üst başlığıdır.

Kendisine oy veren seçmeni memnun etmek bir yönetici için genelde kolaydır ama tersi durum kendisine oy vermeyen seçmeni memnun etmektir genelde yöneticiler bu zor olanı denemezler. Çünkü onu denemek hem çok yorucu olur hem siyasetçinin devlet için genel olarak harcayacağı enerjiyi bir bakıma azaltır. Onun için seçilen yöneticiler her zaman bir sonraki seçimde hangi kesimden oy alacaklar ise kimden ne muamele görecekler ise ona göre siyasetlerini dizayn ederler.Bu muamele olgusunu her seçilen siyasetçi ilk röportajında veya halka hitap konuşmasında “biz bütün kesimleri kucaklayacağız” gibi konuşsa da zaman içerisinde kendisine oy vermeyen halk tarafından kendisine karşı bir duvar olduğunu gören yönetici kendi yaradılış gayesinde ve fıtratında kodlanmış olan istenmeme muamelesine karşı olan reflekslerini her ne kadar istemese de ortaya koyar.
Halk genelde devlet ile ilgili zaruret olan durumlarda tek muamele fikri ile hareket eder halkın zaruri durumdan çıkmak için yöneticisi ve devletimin yanındayım muamelesi ve mesajı hep bir tanedir ‘’Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır."
Not: Bu bir köşe yazısı değildir yazar deneme türünde bir yazı yazmıştır bu nedenle bir sebep sonuç ilişkisi aranmamalıdır yazar yazısında bir topluma veya bir siyasi akıma mesaj verme gayesi gütmemiştir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner17