Etrafınızdaki insanları ne kadar görebiliyorsunuz bilemiyorum ama ortada büyük bir sıkıntı olduğu açık.. Genç nüfusta bir telaş var, bir endişe var.. Anlamlandıramadıkları bir sıkıntı, bir hastalık var fakat bu hastalığın adı, cismi, şekli yok.. Tabi çaresi olması büyük bir teselli..

Nedense hep aynı yaş grubu(?)

Sıkıntılı olan kitleye bakacak olursak 2000 seneli gençler oldukça revaçta.. Ama ben sizler için biraz daha genişleteyim.. 1998-2000 ve sonrası.. Aslında temel unsur burada 2000.. Bunun nedenini soracak olursanız naçizane fikrim ise şöyle: Bu nesil; teknolojinin, yeni bir seviyenin, yeni başlangıçların (iyi veya kötü) ve spesifik olarak Türkiye’deki gitgellerin içinde doğdu..

İyiliğin ve kötülüğün içinde doğdular

O sene 1200’den fazla insan ya uçak kazası ya da tekne batması gibi olaylar neticesinde yaşamını yitirdi.. Dile kolay gelebiliyor bunlar ama tuhaflıkları şöyleydi: 30 Ocak 2000 Kenya Havayolları’na ait uçak kazası 169 kişinin, ertesi gün Alaska Havayolları’na ait uçak kazası 88 kişinin ölümüne sebep oluyor.. 31 Eylül 2000’de ise iki farklı yer de iki farklı uçak kazası; Singapur Havayolları’na ait uçak kazası sonucu 83 kişi, Angola’da infilak eden uçak kazası sonucu 50 kişi aynı günde canlarından oluyorlar..

Ülkemizde de 20 Mayıs 2000 tarihinde Trabzon Beşikdüzü’nde bahar şenlikleri için açılan iki teknenin alabora olması sonucu 38 kişi boğularak yaşamını yitiriyor..

Putin Rusya Devlet Başkanı oluyor.. Beşşar Esad Suriye Devlet Başkanı oluyor.. George Bush başa baş mücadele sonucunda Amerika Devlet Başkanı oluyor.. Kadere bakın ki bunlar da baya popüler devletler..

Ülkemizi gururlandıranlar da var tabi.. Galatasaray UEFA kupasını kazanıyor.. Naim Süleymanoğlu rekordan rekora koşuyor.. Hamza Yerlikaya güreşin nasıl yapıldığını Olimpiyat Şampiyonu olarak gösteriyor..

Evet, bunların hepsi 2000 senesinde oluyor..

Hayatlarından götürülenler..

2000 aslında bence bir mıknatıs.. Yani ne kadar bu tarihe yakınsan bir nevi ona benziyorsun.. 1998 ve sonrası gençleri ve çocuklarını bir çatı altında toplarsak daha üretken, daha zeki ama aynı zamanda da duygusal olarak çok karmaşık bir yapıya sahip olduklarını söyleyebiliriz.. Tıpkı verdiğim örnekler gibi iyi ile kötüyü birden yaşayabilme potansiyelleri oldukça yüksek..

Aslında biraz metafizikten kafayı kaldıracak olursak aslında sorun tamamı ile genç nüfusun doğum tarihi ile alakalı değil.. Onlara tepsi ile bir şeyleri yanlış sunanların da bu işte payları büyük.. Mesele bu yeni madeni işleyememek.. Doğuştan bir zıtlığın içinden doğan bu kitleye yanlış eğitim politikaları uygulayarak, birçok okulu bitirdikleri halde işsiz-güçsüz bırakarak ve oyun hamuru zannedip istenilen şeklin alınması istenerek bu kitle biraz daha huzursuz, dengesiz ve sıkıntılı hâle geliyor ..

Ne kadar zıtlıkların içinde oldukları düşünülse de aslında görülmesi gereken şey: Onlar bu yaşlarında birçok şeyle mücadele edebilme gücüne ve görülmeyen birçok şeyi algılayabilme zekasına sahipler, kendinden büyükleri ufak bir sıkıntıda pes ederken üstelik.

Hayatlarına getirilmeyenler..

Benim ülkemdeki genç alacağı eğitimi, maaşındaki tezatlığı, toplumdaki merhametsizliği dert etmemeli.. Onların hayatından alınan birçok şey var.. Zamanları, eğitimleri, hayatları, sevdikleri.. Onların sağlam bir eğitime ihtiyaçları var.. Öyle sınavdan sınava yıkık hayatlarına birer darbe daha indirerek değil.. Onlara eğlenip, öğrenerek; mutlulukla test edilmek istendiği bir sistem hediye edilmeli.. 4-5 şık verip bir sayısal loto kağıdına benzer şeye cevapları karalayın diyerek değil..

Büyüyünce mi ‘Adam’ oluyor ?

Alınan kararlarda düşünülmesi en elzem şeylerden biri şüphesiz ki gençlerdir.. Şuan bir yerlerde olan insanlar çok önemseniyor ama nedense gençliklerinde belki çoğuna söz hakkı bile verilmiyordu.. İşte burada yapılması gereken: ‘Empati’. Şuan bir yerlerde herhangi bir makam-mevki sahibi büyüğüm gençlik yıllarını hatırlamalı ve yeni fidanlara can suyunu verebilmeli.. Gençleri varis olarak görüp onların önünde değil, yanında olabilmek; yapılması gereken bir davranıştır..

Hem anlamadığım böyle sakallı, bıyıklı ya da olgun görününce mi değer anlaşılıyor.. Yani şimdi keramet kıl, tüy veya yaşta mı? Anlamadım ki..

Birde tabi ki prestij de var.. Şu üniversite, bu iş, bu maaş.. Nedense birden bunlar olunca fikirlerin önemli, değerli, önder-lider oluyorsun.. Yapmayın Allah aşkına lütfen yani.. Fikirleri objektif değerlendirin.. Zaten onlar genellikle nasıl olduklarını belli ediyorlar ..

İşi yarım bırakmak çok adetim olmasa da..

Büyük bir meseleyi tek yazıda bitiremeyeceğimi söyleyerekten..

Bu konu hakkında çok söz olduğunu belirterekten..

Sizin de bir fikriniz olduğunu artık düşünerekten,

Diğer yazımda görüşmek dileğiyle..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner17