Nedir bu sınav ve sınavlar ? Her şey de karşımıza çıkıyorlar, farklı formları farklı tarzları farklı sunumları olsa da amaçları hep aynı : Bir kazanan ve bir kaybeden.

Geçtiğimiz hafta cumartesi ve pazar günleri medyadan ve gerek evlatlarınız dolayısı ile çoğunuzun üniversite sınavından haberi oldu. Bizzat bende katıldım. İki milyon gencin hayali beş yüz binin çalıştığı lakin üç yüz dört yüz bin (!) öğrencinin yerleşebildiği bir sınavı geride bıraktık. Çeşitli gözlem ve üzerinde çalıştığım, ülkemizin eğitim sisteminde bu sınav sürecini yaşarken aslında her şeyin yeni idrak ettiğimi ve olaylara farklı bakış açısından bakmayı çok şükür tecrübe ettim.

Bildiğiniz üzere ÖSYM eğitim-öğretim yılı içerisinde bir sınav değişikliğine gitti. Toplumdan hiçbir yorum, öneri almadan iki milyon öğrenciyi süreç içerisinde pusulalarını birden bire mıknatıs etkisiyle darmaduman etti.

Bir ay içerisinde 3-4 defa sistem içeriği ve isim, kat sayılar gibi nice ufak değişiklikle bizlere her hafta bir tedirgin yaşatıldı. Ama işin doğrusu bir süreden sonra alıştık ve haftaya ne olacağı hakkında dizi izler gibi bekledik. Devlet okulundaki öğretmenlerimiz istisnalar hariç bu sistemi detaylı inceleme zahmetine girmez iken özel okulların tabiki artısı bir kez daha oldu. Yolumuza devam ettik. Ne kadar çok arkadaşımı bu yoldan vazgeçtiğini görsem de onlar için çalışmaya onlar için okumaya devam ettim. Elimizden gelen mücadeleyi yaptık lakin sınav günü geldiğinde emeklerimizin karşılığı olarak bizlere son derece yanlış hazırlanmış bir sınav verildi. TYT kısmını doğru olmaya yakın olsa bile AYT kısmı matematik bölümü tamamen bir fiyaskoydu. Gereksiz zorlukta ve önceki senelerle alakası olmayan -aksini ispatlayan olursa bana ulaşmasını isterim-

Olması gereken bir eğitim sisteminin olması gereken bir sınavıydı. Evet ama dikkat edin olması gereken bir eğitim sisteminin dedim. Sayın Yekta Saraç sizler olayın değişmesini çok iyi anlamışsınız lakin çok yanlış bir yerden değişime başlamışsınız. Eğitim sistemimizi değiştirmeden, sınavda sorduğunuz soru tarzlarını milli eğitim kitaplarına almadan sınav sistemini değiştirmek çok farklı bir bakış açısı olduğunu ve son derece yanlış olduğunu da söylemek isterim. Bu sınav ile çalışan öğrenci de bir yıl özel okula giden de, bir yıl kursa giden de, babasının annesinin fedakarlıklarıyla okuyan öğrenciyle ömrü hovardalıkta geçmiş öğrenci de ikinci oturum matematiği yapamadı. Bu yapılan işte eşitliktir. Ama unutmayın eşitlik bir adalet değildir..

Bu sistemin yanlış zamanda, yanlış şekilde ve birçok haksızlığa gebe kalmasına karşı iyi yönlerini de söylemez isem tabiki olmaz. Öncelikle ilk oturumun eğitim-öğretim sezonu dışına alınıp yaklaşık 1 aylık zaman kaybının yaşanmasının engellenmesi, soru sayılarının azaltılıp odak noktasının güçlendirilmesi, mantık ve düşünme üzerine yani gerçek hayata fayda sağlayacak içeriğe geçilmesi güzel bir düşünce olmuş. Lakin dediğim gibi bizleri yıllardır teorik temelli eğitime hazırlayıp pat diye böyle olmalı deyip bu sisteme atarlarsa tek başarılan büyük bir yanlış olur.

Ben üst düzey devlet yöneticilerimi acilen milli eğitim üzerine çalışmaya davet ediyorum çünkü bakanlığımız anlaşılan tek yapamayacak gibi. Ricam şudur inancımız ve ülkemiz için hatta tüm dünya ülkeleri için gelin gençlere güzel bir eğitim sistemi kuralım. Onlarla sürekli oynayıp onları üzmeyelim, onları yıpratmayalım. Onlar sizlerin düşmanı değil evlatları hem de bu VATAN’ın evlatları..

Selam ve dua ile..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner17